maillerin spama düşmesinin bir çok nedeni vardır

maillerin spama düşmesinin bir çok nedeni vardır

1. Gönderim yapılan sunucu IP si spam listelerindedir,
2. Tasarım içerisinde spam içeren kelime bulunması.
3. Tasarımda kullanılan resimlerin, kullanılan yazılarla orantılı olmaması
4. Büyük harf ve noktalama işaretlerinin çok kullanılması
5. Gönderilen iletinin biçimsiz ve alıcı mail sunucularının desteklemediği html kodlarda oluşuyor olması,
6.  Gönderim yapılan email adreslerinin hatalı olması

toplu mail hakkında detaylı bilgi için http://www.topluemailgonderimi.com/

MAYMUN TUZAĞI

MAYMUN TUZAĞI

Amerika’da son alışveriş trendi: Alışveriş yapmamak!

Hatta eldeki mallardan da kurtulup, hayatı sadeleştirmek!

 

Kriz sonrası, çalışanlar, gelirlerinin daha büyük bir bölümünü harcamayıp biriktirmeye başlayınca, ABD’li üreticilerin etekleri tutuşmuş! Şu ara yapılan çoğu tüketici araştırmaları “Bu adamlar ne satın alırlarsa mutlu olurlar?”la ilgili.

Ortaya çıkmış ki bir servis almak, mal almaktan daha faydalı insan doğasına.

 

Yani bir ayakkabı yerine kutu oyunu, pahalı bir çanta yerine spor salonu üyeliği, araba yerine seyahat, ruj yerine sinema bileti, insanları daha mutlu ediyor. !!!

 

Bir tecrübe satın almak, kişiye daha yoğun ve uzun süreli bir tatmin sağlıyor. Üstelik; mal edinmenin mutluluk getirmediğini öğrenen 

‘dünyanın en çok satın alan halkı’, kocaman otomobillerini, dört oda bir salon evlerini, 48 parçalık yemek takımlarını, doğrayan parçalayan karıştıran onlarca mutfak aletlerini satıp, ayrı bir oda haline gelmiş gardıroplar dolusu giysilerini fakirlere bağışlayıp hayatlarını sadeleştiriyor.

 

Bazı aileler 40 metrekare bir evde, dört tabak, dört bardakla ve
işe bisikletle gidip gelerek yaşamanın onları hiç olmadıkları
kadar mesut ettiğini iddia ediyor. Bu esnada biriktirdikleri parayı yoga
derslerine ve tatillere harcıyorlar.        

 

YÜZ EŞYAYLA YAŞAMAYA DAVET !!!

 

Bir internet sitesi, tüketicileri sadece ve sadece 100 adet kişisel

eşyayla yaşamaya davet ediyor! Yani kıyafet, kozmetik, ayakkabı, kitap, kalem, her şey toplam 100 parça edecek. Sitenin çağrısı büyük ilgi görüyor ve internet kullanıcılarından hatırı sayılır sayıda bir grup, kişisel eşyalarını hayır derneklerine bağışlayıp hayatlarındaki kalabalıktan kurtuluyor.

Hikâye psikologlara göre şu:

İnsanlar, iyi ya da berbat, yaşamlarındaki tüm değişikliklere çabucak alışıyor ve doğalarında var olan sabit mutluluk seviyesine bir an önce ulaşmaya çalışıyorlar.

Ebeveynlerinden birini kaybeden bir insanın bir süre sonra eski mutluluk ve neşesine kavuşması da bu yüzden, yalı alanın birkaç yıl sonra yalıda oturmayı kanıksayıp eskisi kadar ‘mutsuz’ olması da! Yani para mutluluk getirmiyor denemez ama, parayla satın alınan mallar mutluluk getirmiyor! 

Şan dersleri, seyahatler, piknikler, tiyatro oyunları filansa başka!
Farklı tecrübeler hayatı zenginleştirip memnuniyeti yükseltiyor! Los Angeles’li filmci Roko Belic dünyayı dolaşıp “Happy – Mutlu” isimli bir belgesel üzerinde çalışıyor.

 

New York Times gazetesinin haberine göre San Fransisco’nun kalburüstü semtlerinden birindeki evini bırakıp, hayatını tamamen değiştirip, Malibu plajında bir karavana taşınmış! Haftada üç dört gün sörf yapabildiği için şu anda ufacık karavanda çok daha mutlu bir hayat yaşadığını anlatmış.              

 

AVUCUNUZU AÇMAYI DENEDİNİZ Mİ?

Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır: 

 

Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa
bağlanır. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine
tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir. Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar eldiğinde maymun çılgına döner, ama kaçamaz.

 

Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur.

Onu sadece, kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki, bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.

 

Bizleri de tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey,arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken; elimizi açıp benliğimizi, bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır! Bu örnekle benzeştirirsek; ben, sahip olduğumuzu düşündüğümüz her şeyin bizim için birer tuzak olduğunu fark etmediğimizi düşünüyorum:

 

— Çoğunlukla konuşmaktan fazla bir özelliğini kullanmadığımız son model cep telefonlarına sahip olmak,

 

— Ortalama 15 m2´sini kullandığımız ama kullandığımız alandan 10–20 kat büyük evlere sahip olmak,

 

— Belki bir kez giydikten sonra çok uzun sure dolabımızın bir köşesinde unuttuğumuz günün modasına uygun giysilere sahip olmak,

 

— Okumadığımız kitaplara sahip olmak,

 

—Asla kadranın gösterdiği sürate ulaşamayacağımız en süratli arabaya sahip olmak,

 

— Bize günde 3–5 kez zamanı, başkalarına sürekli zenginliğimizi gösteren kol saatlerine sahip olmak,

 

— Vakit bulup gidilemeyen, gidilse bile dinlendirmekten çok caizse yorgunluktan haşatımızı çıkaracak deniz kenarına yakın bir yazlık, bir dinlence evine sahip olmak,

 

— Oturmadığımız koltuk takımları, izlemediğimiz dev ekran televizyonlar; kullanmadığımız, faydalanmadığımız daha nelere sahip olmak…

 

— Sadece çevre olsun diye bulunduğumuz ortamlar ve arkadaşlıklar!

 

O maymun gibi; avucumuzda tuttuğumuz sürece (faydalanamasak bile) sahip olduğumuzu sanmıyor muyuz?

Ve ancak parmaklarımızı gevşetip bunlardan vazgeçtiğimiz zaman gerçekten özgür olup tüm yeteneklerimizi hale gelmeyecek miyiz?

 

Aslında biz bu dünyaya sahip olmaya değil, şahit olmaya gelmişiz.

Ah bunu bir anlayabilsek…

Kredi Kartlarında Şifre Çalma Yöntemi

kredikartidolandiriciligi
Kredi Kartlarında Çok Yeni Şifre Çalma Yöntemi !!! 
Bugün bir restoranda akşam yemek yedikten sonra kredi kartımla ödemeyi gerçekleştirirken başıma ilginç bir olay geldi. Bu yeni bir şifre çalma işlemi gibi duruyor. Sadece dikkatli olmanız konusunda bilgilendirmek istedim.
1- Hesap istedikten sonra kredi kartınızı verdiniz.
2- Garson POS cihazıyla geldi ve şifrenizi girmenizi istedi.
6- İşlemi iptal etti ve slibi yırttı attı. Sonra yeniden işlemi başlattı.
7- Şifrenizi tekrar girdiniz ve ödeme sorunsuzca gerçekleşti .
Masum görünüyor aslında ve her gün başımıza gelebilir, hatalı girebilirsiniz şifrenizi, garson yanlış girebilir vs. olağan şeylerbunlar ama atladığınız önemli bir nokta var. Garson size rakamın yazılı olduğu POS cihazını getirip şifrenizi girmenizi istediğinde POS’un enter tuşuna basmazsa ve POS’un ekranına bakmadan şifre girerseniz yazdığı rakamın yanına şifrenizi yazmaya başlıyorsunuz. Eğer o noktada dikkatli değilseniz, dalmışsanız, muhabbetin ortasındaysanız vs. fark etmeyebilirsiniz. Örneğin 36,75 YTL’lik bir yemek yediniz, Garson POS’un enter’ına basmayınca şifreniz 1234 ise bu tutar 36.751.234 YTL oluyor ve kredi kartı bakiye yetersiz diyor. O sırada el çabukluğu ile yanlış slibi yırtıp alan Garson şifrenize kolaylıkla sahip olabiliyor. Zaten hesabı ödemek için kredi kartınızı ilk verdiğinizde ise kredi kartı numarası ve arkadaki CCV numarasını çoktan not etmiş olabilir. Basit bir yanlış anlaşılma ile birlikte kredi kartı bilginiz bir başkasının eline kolaylıkla geçebiliyor eğer dikkatsizseniz, içtiyseniz ve çakır keyifseniz vs. vs. Ve garson’un bu numaradan her zaman “Kusura bakmayın yanlış girdik herhalde” diyerek masumca sıyrılma ihtimali var. Aman Dikkat! Bu tip işlemle karşılaştıktan sonra direkt ilk yırtılan slibi alın. (Bende var bi tane şimdi şifrem yazıyor üzerinde…) ve pek tabi şifrenizi değiştirin anında …

balık yağı ile ilgili bilinmesi gerekenler

balikyagi

Sağlıkla ilgili yazılanları okuduğumda gördüm ki; çok fazla bilgi eksikliği ve kavram kargaşası var.
Burada konuşulanlara ayrı ayrı değil, genel olarak cevap vermeye çalışacağım.
Öncelikle Tıp Fakültelerimizde besin tamamlayıcılarıyla ilgili bir ders okutulmadığından, Türkiye deki doktorların %95 i Doçent – Profesör de olsalar, balık yağı, polen, arı sütü gibi ek besin maddelerini ve kullanım alanlarını bilmemektedirler.
Geri kalan %5 ise tıbbi çalışmalarda veya yurt dışı kongrelerde tesadüfen bunlarla karşılaştığı için bilir ama onlar da nerelerde ve ne dozda kullanılacağını bilmezler.
Burada suç biz doktorlarda değil; Türkiye deki Tıp eğitimindedir.
Yurt dışındaki hekimler bu tür ürünleri bilmekte ve tamamlayıcı tıp olarak kendileri de dahil herkeste kullanmaktadırlar.
Aksi takdirde Türkiye de hiçbir vicdanlı doktor,
9 tane balık yağıyla romatoid artriti,
aloe vera ve propolisle reflü, gastrit ve ülseri,
aloe vera, propolis ve balık yağıyla astımı,
balık yağı, B12 ve folik asitle psikiyatrik rahatsızlıkları,
balık yağı ve argiyle damar tıkanıklıklarını,
ginsengle migreni,
polen ve pomesteen le kansızlığı,
aloe vera, polen, fields of greens ve balık yağıyla şekeri,
6 tane besin tamamlayıcısıyla kanseri vurabileceklerini bilselerdi, kullanmazlar mıydı ?
Onca insan kilo problemiyle boğuşurken, zayıflatıp sağlıklarına kavuşturmazlar mıydı onları ?
Tabiki kullanırlardı ve tabiki kavuştururlardı.
Meslektaşlarımın bu tür ürünlere olumsuz tepki vermelerinin altında sadece bilgi eksiklikleri değil;
sağlığı paraya dönüştürmeye çalışan, tıpta ŞARLATAN dediğimiz ucube yaratıkların piyasadaki engellenemeyen varlığı da yatar.
O yüzden bir hekime balık yağını, polen ya da propolisi sorduğunuzda,
“Bırak bu saçmalıkları, sen doğru beslenmene bak” cümlesini duyarsanız şaşırmayın.
Çünkü onlar besin maddelerinin besin değerlerini yitirdiğinin, bitkilerin genetik yapılarıyla oynandığının ve hastalıkların altında yatan nedenlerin yine bu mevcut tüketilen besin maddelerinin olduğunun farkında değiller !
Gelelim doğru bilgilere:
Bitkisel omega 3, asla hayvansal omega 3 ün yerini tutmaz.
Yani ceviz, ıspanak, semiz otu yiyerek bu iş olmaz.
Balık yağı doğumdan ölüme kadar herkesin düzenli ve devamlı kullanmak zorunda olduğu, en önemli ek besin maddesidir.
Türkiye deki meslektaşlarım bilmeseler de, dünyada en çok bilinen ve üzerinde en fazla tıbbi çalışma yapılmış (2.400 den fazla çalışma var) maddedir üstelik Omega 3.
Tıbbi olarak 4 özelliği vardır balık yağının
1-Antiinflamatuar = İltihap giderici
2-Antioksidan = Temizleyip yenileyici
3-Antitümöral = Kitle engelleyici
4-Antiaterosklerotik = Damar sertliğini, daralma ve tıkanıklıkları önleyici
Amerika dan İngiltere ye, Avustralya dan Almanya ya kadar herkese, üstelik doktor nezaretinde kullandırılmaktadır balık yağı.
Japonya da ise balık yağı kullanımında, direkt sağlık bakanlığı devrededir.
Yeni doğan bebeğe – Biz Türkiye de, bebek 6 aylık olana kadar anne sütü dışında bir şey vermezken – anne sütüyle birlikte balık yağı da vermektedirler.
Üstelik te neredeyse bizim büyüklere verdiğimiz doz olan 0.9 gram/gün olarak.
3 ile 5 yaş arası tüm çocuklara bizdeki erişkin dozunun 1.5 katı olan 1.5 gram/gün verilmektedir.
50-70 yaş arası kadınlara 2.5 gram/gün, erkeklere 2.9 gram/gün
Hamilelere 2.1 gram/gün
Lohusalara 2.5 gram/gün kullandırılmaktadır.
Sonuç ne sizce ?
Türkiye de kalpten ölüm oranı %50 iken yani 2 kişiden biri kalpten ölürken;
Japonya da bu oran %13 tür !
Japonya da 100 yaş üzeri yaşayan insan sayısı ise – Verileri görmeme rağmen inanmakta ben bile güçlük çekiyorum – tam 300.000 kişidir !
90 yaşında birisi öldüğünde,
“Vah vah, genç yaşta, çiçeği burnunda gitti” diyorlar oralarda
Bizde ise
“Maşallah. Dünyaya kazık çakmış, amma da yaşamış” deniyor.
Piyasada çok ucuza satılan, Norweç, Alaska kökenli olduğu söylenen balık yağları var.
Bunların bir çoğunun prospektüslerini okudum.
Hiçbirisinde hangi cins balıklardan ve balığın neresinden elde edildiği yazılmamış !
Bu kadar ucuz olmaları, düşündürücü değil mi sizce de ?
Benim ailemde ve kendimde kullandığım balık yağı, somon, sardalye ve uskumru gibi soğuk deniz balıklarının gövdesinden elde edilmekte.
150 ülkede denetlenmiş ve o ülkelerde satılan bir balık yağı ayrıca.
Üretimiyle ilgili danışman hekimleri ise,
Tıp tarihinde “Balık yağının babası” diye bilinen, ilk defa Eskimo çalışmalarını yapmış, Grönland eskimolarının kalp krizi geçirmediklerini ve sürekli somonla beslendiklerini bulan, 300 den fazla tıbbi çalışması olan Prof.Dr.John Dyerberg.
60 lık kapsülünün müşteri satış fiyatı 83 tl.
200-250 adet olup 30-40-50 ya da 70 tl ye alınabilen, üstelik te Norweç ten Alaska dan geldiği söylenen balık yağları gerçek olabilir mi sizce?
Ve kaç ülkede denetlenip satılmakta bir araştırın isterseniz.
Sağlığımız bu kadar ucuz olmamalı !
Sen balığı Norweç te yakala, fabrikasını kur. Yağını çıkar. Ambalaj yap. Oradaki çalışanlarının maaşını ver. Yine orada vergi öde. Türkiye ye gönder. Türkiye de ayrıca vergi öde. Yine Türkiye de dağıtıcı firmanın karını ver. Eczanelere mal fazlası bırak. Eczanenin karını ver. Dağıtımda kullandığın representlerin parasını ver. Reklam artistlerine para ver. Ve 200 tane balık yağını 70 tl ye sat.
Bu mümkün mü ?
Birkaç ihtimalden biri
bunların bir kısmının balık yağını, çok ucuza mal edilen balina gibi balıkların karaciğerlerinden üretip bedavaya getirdikleri ve bizim gibi ülkelerde sattıkları.
Çünkü balığın karaciğerinden elde edilen balık yağları çok ucuz ama aşırı zararlıdır.
Bu balık yağları A ve D vitaminlerini çok fazla içerdiklerinden, karaciğerde toksik etki yapmakta ve vücudu zehirlemektedirler !
Diğer ihtimal ise
Türkiye de illegal olarak merdiven altında üretilip; yurt dışından geldiğinin söylenmesi. Olur mu olur !
Devletimiz bununla ilgilenip denetlemeli ve bizlerin sağlığını korumalı diye düşünüyorum.
Sizler gibi bu tür kaliteli sitelere üye olup, bloglarda konuyu sorgulayan arkadaşlarımızın da, ucuz diye böyle balık yağlarını almamaları gerekir.
Bir meslektaşım
“Haftada 2 kez balık tüketen kişinin balık yağı kullanmasına gerek yok” demiş.
Peki bu meslektaşım, Türkiye deki balıkların sıcak deniz balığı olduğunu,
aktif omega 3 olan EPA DHA nın içlerinde yok denecek kadar az bulunduğunu ve
bir kişinin alması gereken günlük doz olan 1 gram EPA DHA yı alabilmesi için her gün 17 kilo hamsi yemesi gerektiğini biliyor mu acaba?
Ya Türkiye de bulunan balıkların bir çoğunun ağır metaller içerdiği gerçeği ne olacak ?
Balık yeyip yarar sağlayalım derken; tamir edilemeyecek zararlarla karşılaşıyor insanımız !
Umarım yazdıklarım biraz olsun sizleri aydınlatmıştır.
Ben bir hekim olarak, bu yazıyı yazmakla vicdani sorumluluğumu yerine getirmiş oluyorum.
Fakir ya da zengin hiç kimsenin bebeğinin ya da ailesinin hayatı, diğerlerinkinden kıymetli değildir ve herkesin doğru bilgiye ulaşma hakkı vardır

Photomath indir. iphone-windows phone

PhotoMath

iPhone ve Windows Phone’lardaki PhotoMath isimli uygulama, en zorlu matematik işlemlerini kitap veya defter üzerinden anında çözüyor.

iphone indirme linki
https://itunes.apple.com/us/app/photomath/id919087726?mt=8

Windows Phone indirme linki

http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/photomath/1f25d5bd-9e38-43f2-a507-a8bccc36f2e6

Uygulama tamamen ücretsizdir.

KAMERAYI DENKLEMİN ÜSTÜNE GETİRİN, HEMEN ÇÖZSÜN!

Uygulama şimdilik iOS ve Windows Phone platformlarında çalışıyor.

spam tuzak emaili

spamtuzagi

Spamtrap yani spam tuzakları, spam filtre hizmeti veren kuruluşların yem olarak bir takım web sitelerine koydukları email adresleridir. Peki bu spam tuzaklarına nasıl yakalanıyoruz? En kolay spam tuzaklarına yakalanma yöntemi toplu mail programları ile yapılan email toplama işlemleridir. Programlar belittiğiniz site içerisindeki tüm email adreslerini toplar. İşte bu aşamada sitede bulunan spam tuzağı email adreslerini de toplamış olursunuz. Bu spam tuzak emaillerinin belirgin bir yapısı yoktur. Genelde kullanılmayan domain uzantıları ve firmalarının oluşturduğu email adresleridir.

Peki mail toplama için hangi programı kullanmalıyım? http://www.epostagonder.com

maillerimin spama düşmemesi için ne yapmalıyım?

maillerimin spama düşmemesi için ne yapmalıyım?, maillerim spama düşüyor, mailler neden gereksiz klasörüne düşer?

Gönderdiğiniz toplu mail gönderilerinin spam olarak değerlenmesinin bir çok nedeni vardır. Bu nedenlerin en başında ve en bilineni gönderim yaptığınız sunucu IP’sinin blacklist lerde olmasıdır. Spam filtrelerine giren sunucu IP’nizin tüm gönderileri artık email servisleri tarafından gereksiz posta olarak algılanacaktır. Bunun önüne geçmek için öncelikle muhtemel spam tuzak emaili olabilecek email adreslerine gönderimden kaçınmanızdır. Sonrasında sunucu IP sini spam filtrelerinden temizlemelisiniz. Burada sunucunuzun sender score özelliği de çok önemlidir.

Diğer bir neden gönderinizin içeriğinde spam içeren kelimeler bulunmasıdır. Uygun standart ve formatta HTML email tasarımı yapmaya özen gösterin. Bununla ilgili düzgün email HTML formatının nasıl yapılacağını paylaşacağım.

Sorunsuz ve gelen kutusuna email gönderebilmek için profesyonel destek almalısınız. http://topluemailgonderimi.com web sitesinde bu konuyla ilgili çok daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.

Galaxy Note II için Android 4.4.2 yükleme

android-kitkat

Android’in en güncel sürümünü Galaxy S4 ve Note 3 ile buluşturan Samsung, nihayet 2012 yılı amiral gemisi Galaxy Note II için de Android 4.4.2 KitKat güncellemesini başlattı.  SamMobile sitesine göre Android 4.4 güncellemesi Samsung’un masaüstü yardımcı uygulaması Kies üzerinden dağıtılıyor. Şu an için sadece Fransa’da dağıtıma sunulan yazılımın kısa süre içerisinde farklı ülkelerde de Galaxy Note II sahiplerine ulaşması bekleniyor.

 

N7100XXUFND3 yapı numarasına sahip güncelleme ikinci nesil Galaxy Note’a Android 4.4′te yer alan temel özelliklerin yanı sıra, pürüzsüz ve daha hızlı bir arayüz performansı, beyaz durum çubuğu simgeleri, kablosuz yazdırma desteği, kilit ekranda tam ekran albüm kapağı, kilit ekranda kamera kısayolu, NFC ödeme desteği, Samsung2un güvenlik uygulaması Knox, yatay konumda daha iyi performans sunan klavye, Hangouts’un yerleşik SMS uygulaması olarak atanabilmesi ve daha kararlı bir yazılım güncelleme içeriğinde yer aldı.

Galaxy Note II için Android 4.4.2 KitKat güncellemesinin önümüzdeki aylarda ülkemiz kullanıcılarına sunulması bekleniyor. Dilerseniz güncellemeyi beklemeden Fransa için yayınlanan yazılımı Galaxy Note II telefonunuza Odin aracılığıyla yükleyebilirsiniz. Android 4.4.2 yazılımını BURADAN indirebilirsiniz. Alternatif link; indir

Not: Linkten indirebilmek için, öncelikle sammobile’e üye girişi yapmalısınız.

Yükleme Talimatı

1- ROM dosyasını verilen linkten indirin. Buradan Odin v3.09′u indir.

2- İndirdiğiniz zip dosyalarını masaüstüne çıkarın.

3- Odin uygulamasını açın. Galaxy Note II telefonunuzu kapatın (titremesini bekleyin) ve download moduna alın. (Ses kısma + güç butonu + home butonu).

4- Odin ve telefon arasında bağlantı sağlandıktan sonra AP ya da PDA bölümüne indirdiğimiz ROM dosyasını ekleyelim.

5- Re-Partition bölümü işaretli olmayacak. Start butonunu tıklayın ve yazılımın yüklenmesini bekleyin. İşlem 5 dakikadan fazla sürecektir. İlk açılış normalden uzun sürecektir. Telefonun açılış ekranda kalması durumunda Recovery menüsünden format atın ya da ROM’u tekrar yükleyin.

web tasarımı nasıl yapılır?

web-design

Günümüzün en popüler mesleklerinden biri haline gelen web tasarım, nasıl yapılır? nereden başlamalı? hangi programları kullanmalı?

Kısaca sizlere bu konuda bilgi vermek istiyorum. Eğer HTML kod bilginiz yoksa web tasarımı işinizi kolaylaştıracak bir takım programlara ihtiyacınız olacaktır.

1- Tasarım için Adobe Dreamweaver
2- Grafik tasarım ve düzenlemeler için Adobe Photoshop ve Fireworks

iOS 8.1 güncellemesi 20 Ekim’de çıkıyor

ios8.1

Apple şirketi iOS 8 için yapılacak ilk güncellemenin 8.1′ ile olacağını ve 20 Ekim’de yayınlanacağını yayınladı. iOS 8.1 güncellemesi, iPhone 6 ve iPhone 6 Plus cihazlarına Apple Pay desteğini getirecek.

Ayrıca iOS 8  iCloud fotoğraf kitaplığının ilk beta sürümünü içeriyor.

Kamera Rulosu’nun geri dönüşü de iOS 8.1′in gelmesiyle gerçekleşecek.